KIRCAMİ PLANLAMASI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KIRCAMİ PLANLAMASI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2022 Perşembe

KIRCAMİ PLANLAMASI

BASIN BİLDİRİSİ


1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni planının Çevre Şehircilik ve İklim Bakanlığının 08.02.2022 tarihli oluru ile onaylanması sonucunda, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Antalya-Burdur-Isparta Planlama Bölgesi planlanma değişikliği ile kamu yararı ve Toprak Koruma Kurulu kararını gerekçe göstererek Kırcami Bölgesini “kentsel gelişim alanı” olarak yeniden planladı. 


Bakanlık onayı sonrası 16.02.2022 tarihinde Büyükşehir Belediye Meclisi 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planlarını kabul etti.  21.02.2022 tarihinde de Muratpaşa Belediye Meclisi 1/1000 ölçekli uygulama imar planını kabul etti.  
 

Kırcami Bölgesi, Doğuyaka, Topçular, Mehmetçik, Güzeloluk, Zümrütova, Yeşilova, Kırcami mahallelerinin tamamı ile Fener ve Çağlayan Mahallelerinin bir kısmını içermektedir.
 

Belediye Meclislerinde yer alan siyasi parti temsilcileri kabul edilen planları oybirliği ile onaylarken Kırcami planlamasının “siyaset üstü” ele alınmasının kaçınılmaz olduğunu açıkladılar.  
Haksız da değillerdi. Bölge sakinlerinin kendilerine karşı sabrı tükenmişti. Kentin merkezindeki 1500 hektarlık alan atıl halde bırakılmıştı ve beklentiler her seferinde sekteye uğruyordu. Bölgenin kent ile entegrasyonunun sağlanması gerekiyordu.
 

Ne var ki Kırcami Planlaması denilince, kamusal servet niteliğindeki değerlerin heba edilmesini teşvik eden anlayış, söylem ve uygulamalar eşliğinde; siyaset aktörlerinin bu alanı da, siyaset üstülük adı altında çaresizliğe ve kamusal zenginlik kaynaklarını da el birliği ile feda etmeye sürüklediğini ve Kırcami’nin konumunun ve potansiyelinin görmezden gelinmesinin istendiği tartışmadan uzak bir hal almıştır.       
 

Ayrıca kabul edilmelidir ki Kırcami planlaması denilince akla gelecek ilk saptama, 40 yıl boyunca kent yönetimlerinde söz sahibi olanların “plan mı pilav mı” tercihleriyle siyaset yapmaları ve buna göre kentsel yaşamı yönlendirme çabaları olmuştur. Ranttan elde edileceklerle siyasi ikbal peşinde olan piyasacı siyaset bu alanın plansız kalmasına neden olmuştur.
 

Planlanan alanın niteliği, sahip olduğu özellikleri, yakın ve uzun vadede elde edilmesi hedeflenen kamusal beklentileri karşılama potansiyeli konularında mutabakat sağlanması için ortaya konulan çaba tedavüldeki siyaset anlayışınca kabul görmemiştir. Kentin duyarlı dinamiklerinin, meslek odalarının ve kent konseyinin görüşleri planlara aktarılmamış; daha önceden defalarca iptal edilen plan çalışmasının devamı niteliğinde planlar onaylanmıştır.
 

Hiç kuşku yok ki hem hak sahiplerinin hem de ilgili bütün çevrelerin bu süre boyunca verdikleri mücadele kent belleğinde derin izler bırakmaya devam etmektedir.  
 

Şurası açık ki planlanan her alan bütünlükçü bir yaklaşımla kamusal çıkarlarımızı ve ortak ihtiyaçlarımızı esas almalı ve buna göre planlanmalıdır. Yanlış ve uyumsuz emsallere göre hareket etmenin ne mülk sahiplerine ne de kent yaşamına fayda getirecektir.
 

Kırcami’nin yeniden planlanmasının dayanağı olan “kamusal yarar” kavramının kişisel çıkarların ve değerlendirmelerin toplamına indirgenmesi mümkün değildir.  
 

Aynı şekilde “Kentsel Gelişme Alanı” kavramı da asfalt, beton, çelik ve yaratılan insan yoğunluğu ile canlı cansız varlıkların, yer altı ve yer üstü değerlerin gözden çıkarılması anlamına gelmemektedir.
 

O nedenle ANTALYA KENT İZLEME PLATFORMU olarak konusunda uzman arkadaşlarımızın katkılarıyla kamuoyu ile paylaşmak üzere KIRCAMİ RAPORU hazırladık.
 

Kısaca Kırcami Sürecine değindikten sonra, üzeri örtülmek istenen gerçeklikleri hatırlatmak istedik. Her planlamada olduğu gibi, planlanan alanın özgünlüğünün korunması ve iklim odaklı bir yaklaşımın neden kaçınılmaz olduğunu açıkladık. Doğal olarak bunun için kamusal çıkarlarımızın kişisel beklentilere feda edilmemesi gerektiğinin altını çizdik. Toprak, su, temiz hava, sağlıklı çevrede yaşamanın esaslı parçalarından olan ulaşım etütlerinin eksikliğine, parselasyon çalışmalarının neden olacağı sorunları açıkladık.
 

Kuşkusuz bu alanda ortaya çıkan ve çıkacak olan olumsuzluklara ilişkin başkaca katkıda bulunulacak konular ve uzmanlık kuruluşları ve kişiler olacaktır. Ancak raporumuzla ortaya koyduğumuz saptamalarla da yetinerek diyebiliriz ki;
Kırcami Planlaması ile bütün bir kent sakinleri ile birlikte, kamusal nitelikte görev yapan meslek odaları ve diğer kurumlar ve kişilerin “bile bile lades oyununa” (aldanmadığı halde bilerek aldanmış görünmek, iyi olmayan bir durumu bilerek kabul etmek tutumuna) dahil edilmek istendiği mevcut koşullarda; 

kentsel haklarımız için dikkate alınması gereken bir ses, bir çığlık olmak istedik.   
 

Henüz hala vakit varken, belki de en fazla 6 aylık bir süreçte yeni bir planlamanın mümkün olduğunu düşünüyoruz. Kırcami Planlamasında korunmaya değer kamusal varlıklar ile birlikte verimli toprakların, su kaynaklarının, çevresel ve kültürel değerlerin işlevsel kılınması, parselasyonu, yapılaşması, alt yapısı ve kentle bütünleşik ulaşım planlanmasının kentsel mutabakat sağlanarak hayata geçirilmesi, hem yörenin hem de kentin sakinlerinin ortak çıkarlarına hizmet edeceğine inanıyoruz. 10.03.2022
                                                   ANTALYA KENT İZLEME PLATFORMU
                                                                         sözcüsü
                                                                Av.Mustafa ŞAHİN

 

 

KIRCAMİ PLANLAMASI RAPORU

 

KIRCAMİ PLANLAMASI SÜRECİ
 

50 yıldır Antalya’da en fazla tartışılan imar konusu Kırcami İmar Planıdır. 1979 yılında hazırlanan (Zühtü Can Planı) Antalya Nazım İmar Planında bu alan E (Yapı Yoğunluğu)= 0.10 ve Tarımsal Karakteri Korunacak Yerleşim Alanı olarak belirlenmiştir. Bu tarihten çok kısa süre sonra yaşanan darbe; siyaset, ekonomi, ahlaki ve etik kurallar, demokrasi anlayışı vb. değerlerin değişiminde Türkiye için en önemli, kırılma noktalarından birisi olmuştur. Kentsel alanların rant alanı olarak değerlendirilmesi, ekonominin başta gelen sermayesi olarak görülmesi de bu döneme rastlar. Eğitiminden iç politikalara, merkezi hükümetlerden yerel yönetimlere herkesin bu alanlardan nasıl daha fazla kazanç sağlarız çabası bugüne kadar ulaşmıştır.
 

Bu sürecin ürünü olan kimi uzmanlık çevrelerinin de “planlanan her alan rant yaratır” söylemini şiar edinmesi kentsel değerlerin korunamamasını ve giderek yok edilmesinin önünü açmıştır.  
 

Bütün bu süreç içinde hazırlanan planlarda Kırcami Bölgesi için; Mahkemelerin iptal kararları nedeniyle, “0,10 Emsalli Tarımsal Korunacak Yerleşme Alanı”, “Prestij Proje Alanı”, “Tarımsal Planlama Alanı”, “Kent İçi Tarımsal Planlama Alanı”, “0,41-0,80 Aralığında Emsalli Konut Yerleşme Alanı”, “0.80 emsalli Konut Yerleşme Alanı”, “Özel Planlama Alanı”, “Özel Planlama Alanı- Kentsel Gelişim Alanı” değişik adlarla plan kararları verilmiştir. Dava süreci devam eden en son planlarda da plan kararı artık “Gelişme Konut Alanı” na dönüşmüştür.

1979 plan raporunda Kırcami bölgesinin tarımsal niteliği korunacak alan olarak belirlenmesinin gerekçesi: “Lara kıyısında oluşacak turizm alanlarının ihtiyacını karşılayacak ürün elde edilmesi, böylece tarım yapan yerleşik yöre halkının turizmden önemli ölçüde pay alması, verimli tarım topraklarının bu şekilde korunması, yerel göçün önlenmesi, kentte oluşacak yoğun yapılaşma içinde doğal dengenin korunması” olarak açıklanmıştır.
 

1996 yılında yapılan Nazım İmar planında 0.80 yoğunluklu konut alanı olarak planlanmış ancak açılan dava sonucunda planın iptaliyle Kırcami Bölgesi plansız alana dönüşmüştür.
 

2003-2006 yılları arasında düşük yoğunluklu tarımsal niteliği korunacak alan olarak planlansa da 1996 yılında ve sonrası verilen siyasi sözler nedeniyle Kırcamilileri hoşnut etmemiştir.
 

2007 yılı ve sonrasında ise bölge 0.80 yoğunluklu, Kentsel Gelişme Alanı olarak planlanmaya başlamış ancak Meslek Odalarınca defalarca açılan davalar sonucu planlar iptal edilmiştir.
 

Planlama kent bütünü göz önünde tutularak kentin geleceği, demografik yapı, yeni ekonomik beklentiler, sosyal yaşam, kültürel değerler, psikolojik gereksinimler vb. doğrultusunda belli periyotlara göre konularında uzman kuruluş ve kişilerin, resmi ve gayri resmi kent dinamiklerinin bir araya gelmesiyle/ mutabakatı ile yapılır. Belirlenen alanların içerisinde ya da sınırında verimli tarım alanları, sulak alanlar, ormanlık alanlar, kültürel ve arkeolojik değerler vb. kent ile komşu ya da sınırdaş olsa dahi yerleşim yeri olarak planlanamaz.  
 

Şubat 2022 tekrar onaylanan planın, açılacak dava sonucunda tekrar iptal edileceğini öngörmek için uzman olmak gerekmemektedir.
 

Kent yöneticilerinin kendi dünya görüşlerini bile yok saydıkları yaklaşımları, uzmanlık kuruluşları, meslek odalarıyla uzlaşma çabaları, hatta kimilerini hedef gösterilmelerinin nedeni de budur.
 

KIRCAMİ PLANLAMASINDA ÜZERİ ÖRTÜLMEK İSTENEN GERÇEKLER
 

*Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtildiği şekilde her planlama çalışmasında yerine getirilmesi gereken işlemler, yenilenmesi gereken kurum görüşleri tamamlanmadan, hak sahiplerinin ve kamu bütçesinin lehine mevzuatla getirilen güncellemeler yapılmadan KIRCAMİ BÖLGESİ imara açılmak istenmektedir. 


Altlığı 2012 yılına dayanan 2014 yılında 1/5000 ölçekli nazım imar planı, 2016 yılında onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının, 2019 yılında onaylanan revizyon planının devamı niteliğindeki yeni planlar, bölge sakinleri için de kentsel yaşam için de son derece olumsuz etkileri beraberinde getirecek niteliktedir.  
 

*Bilindiği gibi bu bölge halen kente en yakın verimli tarım alanlarına sahiptir. Örtülü tarım devam etmektedir (Şekil 1). Gelişen teknolojiyle geleceğin dünyasının en önemli sektörü olacak tarım sektörüne katkı sağlamaya devam edecektir.
 

*Plan raporu, planın ı̇çerı̇ğı̇ne ı̇lı̇şkı̇n gereklı̇ etüdlerı̇ ve ayrıntıyı ı̇çermemektedir (Bkz. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği).
 

*Ayrıca, belirtilmesi gerekir ki son Yargı Kararları ile şekli incelemeler yapmış, plan iptali kararları usulden verilmiştir. Planlamaların esasına girilerek yargısal denetim yapılmamıştır.  
     
 


Şekil 1. Kırcami’nin havadan görüntüsü
 

KIRCAMİ BÖLGESİNİN ÖZGÜNLÜĞÜ  KORUNMALI ,                                                        ÇEVRESEL VE İKLİM ODAKLI BİR YAKLAŞIM BENİMSENMELİDİR
 

*Kırcami yaklaşık 1477 hektar büyüklüğünde, topografyayı takip eden tarihi arıkları (Şekil 2), meyve bahçeleri ve onları çevreleyen on yıllar içinde büyüyen andız ağaçlarını, asırlık andıç ve çınar ağaçlarını barındıran (1), kendine özgü su-bitkilendirme-parselizasyon-yol örüntüsüne (Şekil 3) ve tarımsal dokuya sahip bir alandır. Çam, keçiboynuzu, çitlembik ağaçları ortak ve kamusal alanların parçasıyken, kargılar başta olmak üzere çeşitli yerel bitkiler su sistemi ile bir bütünlük oluşturur. Her ne kadar kıyıdaki gelişmeler ile kesintiye uğramış olsa da Toroslardan gelen Düden çayı ve çevresindeki ekolojik koridorun ve bölgedeki açık alan sisteminin deniz yönünde açılan bir parçasıdır (2). 


Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin 1/5000 raporunda belirttiği gibi, ‘kent makroformunun şekillenmesini sosyo-ekonomik bakımdan etkileyecek bir bölge’ olmasının yanında, yukarıda belirtilen çevresel önemi sebebiyle koruma-gelişme dengesi ile ekolojik onarım ve sürekliliğin sağlanması oldukça önemlidir.

Şekil 2. Kırcami topografya, ana ve yan su yolları mevcut durum analizi, Dosemeci (2020).


*Kentsel yapılı çevrenin bölgenin iklim koşullarından ayrı düşünülmemesi gerektiği de herkesçe bilinir. Antalya, Türkiye’deki birçok kentin bir yıl içinde aldığı yağış miktarını bazen birkaç saat içinde almaktadır (1075mm/yıl) (3). Son 50 yıl içinde aldığı ortalama yağış miktarı azalmış olsa da ani ve yoğun yağışlar artmıştır (4). Öte yandan, kentleşme süreci ile azalan nitelikli yeşil alanlar, yazın serinleten rüzgarların geniş koridorlar sayesinde kente entegre edilememesi ve artan ortalama sıcaklıklar sebebiyle kentsel ısı adaları oluşmakta ve kamusal alanlarda hissedilen sıcaklık her geçen yıl artmaktadır. Kırcami, kapladığı alanın büyüklüğü ve konumu itibariyle, kente nefes aldırma fonksiyonunu kentleştiğinde de devam ettirmelidir.
 

*Kırcami gelişiminin ekolojik ve iklim odaklı yaklaşıma ek olarak, kırsal kimliğin sürdürülmesi bakımından da ele alınması gerekir. Antalya’nın yoğun kent dokusunun hala içinde kalan yani ulaşılabilir bir kırsal/tarımsal alan olması, bu dokunun ve çevresel öğelerin olabildiğince korunması ile hem mevcut hem gelecek Kırcami sakinlerinin aidiyet duygusunu güçlendirebilecek bir etkendir.


Şekil 3. Kırcami ana yolları, konut izdüşümleri, bitkilendirme, ana ve yan su yolları mevcut durum analizi, Dosemeci (2020).
 

*Bu doğrultuda atılacak ilk adımlar, Kırcami’nin Antalya içindeki yerinin ve vizyonun tespiti, ardından halihazır haritalarıyla mekânsal katmanların yerel bilgi ile birlikte dikkatlice analiz edilmesidir. Öncelikli peyzaj servisleri yeraltı sularını beslemek ve geçirimli yüzey oranını artırmak, iklim odaklı çözümler üretmek (taşkınlar, kuraklık, aşırı sıcaklar için), bütüncül bir peyzaj ve ulaşım altyapısını mümkün olan en az müdahale ile sağlamak, kırsal kimlik ve dokusu ile bağı sürdürmek olmalıdır.
 

*Fakat, önerilen 1/5000 ve 1/25000 imar planlarında halihazır ve arazi kullanım haritalarının dikkatli çalışılmadığı ve iklim odaklı çözümler geliştirilmediği açıkça görülmektedir. Tarımsal peyzaj dokusu ve kimliğini yansıtan ögelerin eksikliği, flora-fauna analizinin yapılmamış olması, iklim adaptasyonuna dair hükümlerin yer almaması (kentsel ısı adası, kuraklık, ani yağış ve taşkın riskleri haritalaması, suyun doğal yollarla depolanması ve yeniden kullanım stratejileri gibi), topografya-su analizi ile doğal drenaj hatlarının belirlenmemesi bunun kanıtlarıdır. 2016 yılında Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından hazırlanan Antalya Havzası Taşkın Yönetim Çalışması (Şekil 4) benzeri bir analizin son 50 ve 100 yılın en yoğun yağışlarını temel alarak Kırcami’nin yapılaşmış senaryosu için de uygulanması ve planın bu risk haritasına göre şekillenmesi gerekmektedir.
 

*Mevcut yollar değerlendirilmediği gibi doğu-batı aksında oluşturulan ‘prestij aksı/simgesel aks’, 36 metre genişliğindeki refüj, onu doğuda sınırlandıran Kent Meydanı (70 dönüm) ve etrafındaki yollar da mevcut dokuyu takip etmemektedir. Dolayısıyla, bu büyüklükteki bir açık yeşil alan sisteminden en verimli şekilde yararlanılamamaktadır.
 

Şekil 4. Taşkından korunma ve erken uyarı göstergeleri haritası, Antalya Havzası Taşkın Yönetim Planı (2016)
 

*Kuzey kısımdaki (Doğukaya, Mehmetçik ve Topçular) arıklar ve Düden çayı etraflarına park önerilerek korunurken güneydeki ana su yollarının yalnız %12’si korunmuştur. Güneyde Yeşilova’dan başlayan mevcut su yolu ve onu çevreleyen bitkilendirme sistemini takip edeceği önerilen doğrusal parkın mevcut ile ne kadar örtüştüğü belirsizdir. Nitelikli bir peyzaj sistemi ancak yeşil alanların rekreatif fonksiyonlarına ek olarak pasif su yönetimine katkıda bulunması, taşkınların sebep olduğu yıkıcı etkileri önleme/azaltması, biyoçeşitliliği artırması gibi işlevlerle sağlanabilir. Fakat plan notlarında toplam alanın %15’inin park ve yeşil alanlar olması haricinde peyzaj sistemine ve niteliğine dair içerik yer almamaktadır.
 

*Kırcami’nin yaklaşık %90’ı geçirimli toprak alanlardan, %4’ü geçirimsiz yüzeylerden ve kalan %6’sı yapı tabanından oluşmaktadır (5). Emsal ve yapı yükseklikleri bakımından Kırcami imar planına denk sayılabilecek Meydankavağı’nda ise bu oran konut alanları için sırasıyla %5, %59 ve %36’dır. Eğer mevcut yapılaşma yaklaşımları ve pratikleri (niteliksiz yeşil donatı, geçirimsiz yüzey oranı, pasif su yönetimi eksikliği) devam ederse iklim adaptasyonu bakımından ciddi sorunlar yaşanacaktır.
Nüfus projeksiyonuna göre (2030 yılı için 125.000 kişi) farklı kullanım türleri için ayrılan alanların oranları ve miktarları yönetmeliklere uysa da mevcut dokunun korunmaması (Şekil 5 ve 6) parselizasyonda problemler yaratacak, yüksek maliyetlerle kamu kaynaklarının efektif kullanılamamasına sebep olacak, doğal kaynak, peyzaj servisleri ve kırsal kimliğin kaybolmasıyla sonuçlanacaktır. Ayrıca altyapı (ulaşım, kanalizasyon, su yönetimi) sağlanmadan acelece dağıtılan tapu ve ruhsatlar çevresel riskler doğuracaktır.
 

*Kırcami’nin toprakları tarıma elverişli olmasına rağmen (2008 verilerine göre %51.13 sera, %39.91 ekili alan, %1.26 ağaçlık, Antalya sera üretiminin %8’i) (6), kentsel araziden elde edilecek rantın tarımsal arsadan elde edilecek rantı geçmesi ile Kırcami sakinlerinin önemli bir kısmı kendi ekonomik çıkarlarını gözeterek imar planını koşulsuz bir şekilde desteklemektedir. Kırcami imar planının ‘kamusal yarar’ olarak kabul edilmesi yalnız bu sebebe dayanıyor gibi görünmektedir. Oysaki, kaybolacak verimli toprağı ve peyzaj değerlerini en aza indirmek ve sürdürülebilir bir kentleşme planlamak ancak ekonomik ve ekolojik sistemlerin uyumlu çalışmasıyla mümkündür (7).
 

*Kırcami’nin kentleşmesi ekolojik planlama bakımından hem Antalya hem Türkiye için örnek teşkil edebilecek potansiyele sahiptir. Bunun için 1/25000, 1/5000 ve 1/1000 imar ve nazım planlarının yukarıdaki tüm unsurlar göz önünde bulundurularak revize edilmesi gerekmektedir. İmar planına ek olarak planlama ve tasarım standartlarının geliştirilmesi ve rehberlerin hazırlanması da hem ölçekler arası tutarlı ve nitelikli bir plan ve tasarım oluşturmak hem de kamuoyunun bilgilendirilmesi adına faydalı olacaktır.
 

Çevresel ve iklim odaklı yaklaşım henüz yönetmeliklerde ve yasal düzenlemelerde yer almasa da Bütünleşik Kentsel Gelişme Stratejisi ve Eylem Planı (KENTGES 2010-2023), Yerel Yönetimler için Kentsel Tasarım Rehberi Hazırlama El Kitabı (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2015), ‘Yağmursuyu Topalama Depolama ve Deşarj Sistemleri Hakkında Yönetmelik’ (23 Haziran 2017) gibi çalışmalar yapılmış ve ilk adımlar atılmıştır. Kırcami imar planının henüz yönetmelikte olmaması sebebiyle ihmal edilen çevresel ve iklim odaklı yaklaşımı inisiyatif alarak benimsemesi ve öncü olması, Antalya’nın gelişimi için önemli bir karar olacaktır ve geri dönüşü olmayan sonuçların önüne geçecektir.

 


Şekil 5.Mevcut mülkiyet deseni ve üzerine çizilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planı
 
 

Şekil 6.Mevcut yollar ve arıklar üzerine çizilmiş imar adaları
 

KAMUSAL ÇIKARLARIMIZ KİŞİSEL BEKLENTİLERE FEDA EDİLMEMELİDİR 


*2017’de onaylanan 1/25000 Muratpaşa-Konyaaltı-Kepez-Döşemealtı-Aksu-Serik Nazım İmar Planında 2040 yılında varsayılan nüfus 3.085.000 kişidir. Oysa şu anda adı geçen belediye sınırları içinde bulunan planlı alanların nüfus verileri 3.400.000 kişinin üzerindedir. Yani 2040 yılına kadar hiçbir alan yerleşime açılmasa yeni plana ihtiyaç duyulmayacaktır. 


*Plan notlarında plan gerekçelerinden birisi olarak “kent bütününde çözüm imkanı yitirilmiş sosyal donatı alanlarının önerilerinin gerçekleştirilmesi imkanı doğmuştur” (rapor sayfa 21) denilmektedir. Oysa Muratpaşa Belediyesi Başkanı basına yaptığı açıklamada zayiatın %40’ın altında tutulduğunu Kırcamililere müjdelemiştir. Halk arasında zayiat denen şey sosyal donatı alanları ve kamusal alanlardır. Yani parktır, okuldur, camidir, hastanedir, vb dir. Kentin kalitesidir, konforudur. (Şekil 7)

 

  Şekil 7. Kırcami için önerilen imar planı. Mavi ve yeşil: Sosyal donatı ve kamusal alanlar, Sarı ve turuncu: Yerleşim alanları, Kırmızı: Ticari alan
 

*Belediye yetkilileri alt yapı tamamlanmadan inşaat ruhsatı verilmeyeceğini belirtmektedir. Mevcut durumda yörede kanalizasyon bulunmamaktadır. Fakat -pratikte- başlanan inşaatlara çözüm olarak Antalya’nın 1990’lı yıllarda unuttuğu fosseptik önerilmektedir. Yani 150-200 bin kişinin atığı hergün kent topraklarına bırakılacaktır. Büyükşehir Belediyesi eğer kısa sürede kanalizasyon yapımını vaat ediyorsa, programında olmayan bir hizmeti kentin bütününe yapacağı hizmetten keserek yapmak zorundadır.
 

ULAŞIM ETÜTLERİNİN OLMAMASI
 

Kırcami Bölgesi planı sadece kendi dinamikleri içerisinde değil, büyükşehir bütününde kentin makroformu açısından değerlendirilmesi sosyal donatı ihtiyaçları ve ulaşım ilişkileriyle birlikte planlanması gereken bir alandır. Planlama nüfusunun hizmet edeceği konut ve çalışma alanlarının kentin her noktasına ulaşım talebi bulunan bir bölge olduğu düşünülürse kentle ilişkilerini kuracak Ulaşım kararlarını içermesi beklenmektedir. Ulaşım bağlantılarının eski iptal edilen planlardaki gibi aynen korunması tüm kent halkının aleyhinedir. Bunun yerine doğru ulaşım bağlantıları planlanmış bir imar planı sadece kırcami bölgesini değil özellikle etrafındaki bölgelerle birlikte tüm kenti rahatlatabilir. Planlarda Antalya Ulaşım Ana Planı kararlarıyla uyumlu Ulaşım Etüdü, Araştırması ve kararları bulunmamaktadır.
 

PARSELASYON PROBLEMİ VE ÖNERİLER
 

Kırcami İmar Planlarının en büyük sorunlarının başında mevcut halihazır duruma ve kadastro parsellerine uyulmaması gelmektedir. Antalya’nın halihazırları en son 2007 yılında yapılmıştır. Bu tarihten sonra hiçbir güncelleme çalışması yapılmamıştır. Mevcut kadastral yollar imar planında göz ardı edilmiş ve mülkiyet yapısına bakılmadan plan hazırlanmıştır. Mevcut kadastral yolların kapatılması zaiyat miktarını arttırmış, kadastral parsellerin durumuna göre imar adaları oluşmadığı için dağıtım esnasında çok uzak yerlere dağıtım yapılmak zorunda kalınmıştır.
 

Kırcami Bölgesinin önceki dönemde yapılan İmar planlarının uygulaması 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. Madde yasa ve yönetmeliklerine göre yapılmıştır. O zamanki uygulamada zaiyat maksimum %40 olarak alınıp kamuya ayrılan alanlar (KOP denilen) vatandaş mülkiyetinde bırakılıyordu.
 

10 Temmuz 2019 tarih ve 30827 sayılı resmi gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 7181 sayılı ‘’Tapu Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun’’ ve akabinde 22 Şubat 2020 tarihinde 31047 sayı ile resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ‘’Arazi ve arsa düzenlemeleri hakkında yönetmelik’’ çıkartılmıştır. Bu yeni yasaya göre İmar Uygulaması (Parselasyon) işlemlerinde birçok değişikliğe gidilmiştir.
 

7181 sayılı Kanunun 9. Maddesine göre zaiyat miktarı maksimum %45 olarak alınabilinecektir. kamuya ayrılan alanlar (KOP’lar) tamamen düzenleme ortaklık payından (DOP’tan)(zaiyattan) alınacak yani vatandaş mülkiyetinden çıkarılacak tamamen kamu eline geçecektir. Örneğin bölgede iki tane hastane alanı Parselasyon Planı onayından sonra hemen yatırım olarak yapılabilecektir. Belediyelere ve devlete büyük yük oluşturan mülkiyet davaları da ortadan kalkmış olacaktır. 7181 sayılı kanun hisse ayrışmasına veya taksim olayına da olanak sağlamaktadır. Kadastro parseli içerisindeki hissedarların muvafakat etmesi kaydıyla dağıtım esnasında taksim işlemi yapılabilecektir. Bölge vatandaşının en çok şikayet ve dava konusu ettiği hisse ayrıştırması yeni yasaya göre yapılabilecektir.
 

Hazır parselasyon iptaline yönelik davalar da var iken parselasyon kök tapuya döndürülerek yeni imar uygulaması aynı dosya ve encümen kararı ile birlikte yapılabilir. Sadece imar planında revize yapılarak parselasyon eski halinde bırakılırsa, kamu parsellerindeki vatandaş mülkiyetinden dolayı ileride Muratpaşa belediyesine ve devlete ciddi maddi yük oluşturacak ve çok ciddi kamu zararı oluşacaktır. Yeni kanuna göre parselasyon düzeltilirse Muratpaşa Belediyesi ileri de mülkiyet davaları ile uğraşmayacak ve harcamalarını yatırımlara yönlendirecektir.

BİLE BİLE LADES OYUNUNA SON VERELİM
 

*Intergovernmental Panel on Climate Change (IPCC)’in son raporuna göre Kentsel yapılı çevre, yıllık küresel sera gazı emisyonlarının %75’inden sorumlu iken binalar bunun tek başına %39’unu oluşturmaktadır. Küresel enerjinin %36’sının binalara ayrıldığı ve küresel emisyonların %8’inin yalnızca çimentodan kaynaklandığı düşünüldüğünde Yerel yönetimlerin, uzmanlık kuruluşlarının çağımızın en büyük kriziyle mücadele etmede önemli rolü olduğu düşünülmelidir.
 

*Kırcami, her seferinde aceleye getirilen ve yeterli revizyondan geçmeyen planlar sebebiyle Antalya için en faydalı şekilde planlanamadığı gibi, altyapı (ulaşım, kanalizasyon, su yönetimi) sağlanmadan dağıtılan tapu ve ruhsatlar sebebiyle çevresel ve yaşamsal riskler doğuracaktır.
Antalya’nın planlaması için 40 yıllık süreçten sonuçlar çıkarılamamış olması, kent hakkı ihlallerinin, kente karşı işlenen suçların bu kez çok daha organize, çok daha fazla alanı ve nüfusu ilgilendirecek boyutlarda gerçekleştirilmesine neden olmaktadır.   
 

Kısacası bu süreç devam ederse, bu bölgede de geçmiş ile bağlar, doğal, insani, kültürel değerler kent yaşamından tamamıyla koparılmış olacaktır. Kısa bir süre sonra da, kaybedenlerin, toplumsal olandan yana değerleriyle, gelişen dünyanın en önemli değeri olacak verimli tarım alanları, su kaynakları, sağlıklı bir çevrede yaşama koşulları ve kamu bütçesi heder edilen bütün bir kent ve Kırcami sakinleri; kazananların ise arsa spekülatörleri, müteahhitler, onlarla işbirliğini sürdüren uzman/mühendis  profesyonel çevreler, gelir bekleyen belediyeler, resmi kuruluşlar, oy peşinde koşan piyasacı siyaset aktörleri olması kimseyi şaşırtmayacaktır.

Bir kez daha “bile bile lades” olmayalım.

                                               ANTALYA KENT İZLEME PLATFORMU




Kaynakça
1) https://www.akdenizgercek.com/haber/45065-5-asirlik-ardic-tescillendi
2) 2008 tarihli 1/25.000 nazım imar planı yürütmeyi durdurma istemi davası için hazırlanan bilirkişi raporundan
3) Büyükyıldırım, G. (2017). 20. Yüzyılda su işleri ve Antalya. DSİ.
4) Bacanlı, U. G. & Çukurluoğlu, S. (2018) Trend analysis of some meteorological data in Antalya. SETSCI Conference Indexing System, 2, (pp. 371-375)
5) Dosemeci, E. (2020). How to expand the city into agricultural landscape? Integrating tangible and intangible assets in the framework model in Kırcami, Turkey (Yükseklisans tezi, Politecnico di Milano).
6) Topcu, E. (2015). The growing problem between urban expansion and sustainability of agricultural lands, Kırcami example in Antalya (Doktora tezi, ODTÜ).
7) TEMA Vakfı 2019 Yerel Yönetimler İçin Ekosiyaset Belgesi.
https://cdn-tema.mncdn.com/Uploads/Cms/eko-siyaset-2019.pdf
8) Hepcan, Ç. (2019). Kentlerde İklim Değişikliği ile Mücadele için Yeşil Altyapı Çözümleri. İklimİN.

23 Ocak 2022 Pazar

KIRCAMİ REFERANDUMU

Antalya’nın kentsel planlamasında ilginç bir gelişme daha yaşandı. Muratpaşa Belediyesi Yönetiminin önerisi ve Meclisinde bulunan 4 partinin mutabakatı ile Kırcami planlaması  için Evet/Hayır seçenekleri ile sınırlı bir referandum yapıldı.

Yapılan açıklamada, “‘Evet’ denilmesi halinde geçtiğimiz aylarda İdare Mahkemesince iptal edilen 1/1000 ölçekli uygulama planı, ana esasları üzerinden yeniden yürürlüğe sokulacak; hak sahiplerinin yüzde 40’lık zayiatla inşaat hakları korunacak ve parselasyon planında hisse çözümü mümkün olacak. “Hayır” denilir ise yeni bir planlama süreci gündeme gelecek. Zayiat oranı yüzde 45’e kadar çıkabilecek. Bölgedeki mevcut parselasyon yok sayılacak ve kadastro parsellerine dönüş yaşanacak.” denildi.  

Oylama sonucunda katılanların % 87 oranında mülk sahibi evet dedi. Böylece mahkemece iptal edilmesine karşın, 1/1000 ölçekli imar planının esas itibariyle aynen uygulanmasına karar verilmiş oldu. Seçeneklerin sunumundan da belli olacağı üzere Muratpaşa Belediyesi Yönetimi bu sonuçtan güç ve destek aldığını belirterek, kamuoyuna açıklanmayan rötuşlarla aynı planı Büyükşehir Belediyesine onaylanmak üzere gönderdi.

Bu gelişmelerin ilginçliği birkaç nedene dayanıyor. 

İlki Mahkemece ortaya konulan yanlış uygulamanın ve plan hiyerarşisinin kabul edilmek istenmemesi. Bu durumda Büyükşehir Belediyesine gönderilen son plan da yargıya intikali halinde esasa girilmeden yine iptal edilecek demektir. 

İkincisi, ilk kez 1980 yılında kent planında tanımlanan bu bölgenin 40 yılı aşmasına karşın halen sonuç almaya elverişli ve bağlayıcı olmayan yol ve yöntemlerle hareket edilmeye devam edilmesidir.  

Üçüncüsü, söz konusu alanın ekolojik, kültürel/tarihsel değerlerinin yok edilerek bugünlere gelinmesine karşın, korunması gereken değerlere göre değil, onu yok eden yapılaşma ve planlama yaklaşımlarına göre hareket edilmesinde ısrar edilmesidir.    

Dördüncüsü, referandum öncesinde yeni plan yapılması halinde güncel yönetmeliklere göre hak sahiplerine sağlanan avantajlara yönelik bilgilendirmelerin yapılmamış olmasıdır.  

Ve nihayet, kentin herhangi bir parçasının sahip olduğu değerleri ve konumu itibariyle, yalnızca o parçada yaşayanların değil, bütün bir kenti yakından ilgilendiriyor olması nedeniyle, kent dinamiklerinin tartışma/öneri ve karar süreçlerine yeterince katılımlarının sağlanmamış olmasıdır.


Hiç kuşku yok ki ateş öncelikle düştüğü yeri yakıyor. Bu bölgede yaşayan kentliler başta olmak üzere,  dolaylı veya dolaysız olarak bütün kentsel yaşam, kentin orta yerinde kalan bu bölgenin alt yapı, ulaşım, yerleşim planlaması eksikliğinden dolayı ortaya çıkan sorunların mağdurları durumundadırlar.    
Bu alanın fiziki kullanımı, sahip olduğu değerlerinin gereğince korunmaması, yöre sakinlerinin kamusal imkanlardan yararlanamaması ve kentin bütününü rahatlatacak düzenlemelerin hayata geçirilememesine bağlı olarak, yaşanmakta olan tartışmalar da göstermiştir ki, konu tamamıyla kamusal haklarımız ile toplumun ortak beklentileri ve ortak ihtiyaçlarının karşılanması ile ilgilidir.  

Bu süreçte ne yazık ki kamusal çıkarların ve bütüncül yaklaşımın ihmal edilmek istenmesinin acı sonuçları yaşanmaya devam edilmektedir. Bu alanın tasarımında, çevresel değerlerinin kullanımında  ve geleceğe yönelik beklentilerde onlarca yıldır kendini gösteren yanlış yönelimler ve yönlendirmeler, planlama ilkelerine aykırı olarak yörenin özellikleriyle bağdaşmayan tercihlerde ısrar edilmesi yaşanmakta olan olumsuzlukların başlıca nedenleri olmuştur.

O nedenle, Yargı Kararında belirlenen eksikliğin tekrarlanmaması bakımından, Antalya Büyükşehir Belediyesi ile birlikte hareket edilerek planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun davranılmalıdır.  
Bu doğrultuda, kayıtsız şartsız rant beklentileri içinde hareket edilmesine karşı duran kent dinamikleri/ilgili meslek örgütleri eleştiri ve önerileriylebu sürece aktif bir şekilde dahil edilmelidir. Yöre sakinlerinin ve tüm kentlilerin kamusal haklarının gözetilmesinin ve korunmasının daha başka sağlıklı ve kalıcı yol ve yöntemi görünmemektedir.  
 

 

KIRCAMİ PLANLAMASINDAKİ GECİKME   


Hatırlamakta yarar vardır, Kırcami tartışmalarının özünde var olan esas neden, Falezlerden bu bölgeye doğru yayılan yüksek ve yoğun yapılaşmaların baskısı ve kayıtsız şartsız elde edilmek istenen rant ekonomisinin etkisidir.


Bir başka deyişle Kırcami’de yaşayan herkes, bir kent sakini olarak, ulaşım, alt yapı gibi her türlü kamusal imkanlardan yararlanmak üzere kentsel düzenlemelere fazlasıyla ihtiyaç duymaktadır. Bu durum kentin bütünün ihtiyacı haline geldiği tartışmadan uzak bir konudur.  


Bir farkla ki bu düzenlemelerle yaratılacak ranttan daha fazla pay alma beklentisini besleyen ekonomik ve siyasi tercihler ile planlama ilkeleri/toplumsal ihtiyaçlar/kamusal çıkarlar arasında sağlanamayan denge/uyum nedeniyle süreç uzamaya devam etmektedir.                                                                                                                                  

Kırcami Bölgesi ilk kez 1980 yılında 1/5000 ve daha sonra 1985 yılında 1/25000 üst ölçekli Nazım İmar Planlarında " Minimum parsel büyüklüğü: 2000 m2, Emsal: 0.10 ve Tarımsal Karakteri Korunacak Yerleşme Alanı" olarak düzenlenmiştir.  

1986 yılından itibaren ise Nazım İmar Planlarında kısmi revizyonlar başlamıştır.                                              

Kentsel yerleşime açılma planı olarak 1996 yılında konut alanı emsalinin 0.80’e çıkarılmak istenmesine karşı açılan iptal davalarıyla da, bugünlere kadar devam eden yargısal süreç başlamıştır.

Antalya’nın hemen bütün uzmanlık kuruluşlarının/meslek odalarının, kentin bütününü ilgilendiren planlama çalışmalarında, bu arada Kırcami planlamasında da, yaşanan olumsuzluklar karşısında, kendilerini taraf olarak görmeleri, gerçekten de takdire şayan, övünülmesi gereken bir tutum olmuştur.                                             

Hiç kuşku yok ki herhangi kişisel bir beklentiden veya etkiden uzakta, herhangi bir bağımlılık ilişkisi içinde olmaksızın  değerlendirildiğinde, her bir kentlinin üzerinde mutabık kalacağı gibi, verimli toprakların, yeşil alanların, su kaynaklarının korunması, kamusal alanların işlevlerine uygun olarak kullanılması, toplumsal yaşama uygun ihtiyaçların ortaya konulması ve geleceğe yönelik planlamanın ayrıcalıksız bir şekilde uygulanması hepimizin ortak beklentileridir.


Planlama ilkelerinin esas amacı da toplumun bu ortak çıkarlarının/ihtiyaçlarının belirlenmesi ve sağlıklı yaşam koşullarının geliştirilmesi doğrultusunda düzenleme yapılmasının sağlanmasıdır.    


Nasıl ki kent dinamikleri, Karaman Çayı ile Çandır Çayı arasındaki 160 hektar tarım alanı (aynı zamanda taşkın sel alanı) Konut Dışı Kentsel Alan ilan edilmesine,  

Çandır Çayı ile Boğaçayı arasındaki 95 hektarlık muhasara bölgesi olarak tanımlanan tarım alanının imara açılmasına,

Varsak bölgesinde toplam 1599 hektar yüzölçümlü tarım bölgesi olan Demirel, Esentepe, Şelale, Menderes, Altıayak ve Zeytinlik Mahallelerinin imara açılmasına,                                                        

Batı Çevre Yolu yapılırken, 280 hektar tarım alanının Karayollarının parası yok diyerek imar uygulaması ile bu alanın daha da genişleyerek tarım dışı kullanımlarının önünün açılmasına,                  

Olimpos antik kentinin dibine kadar yayılan yasa dışı kaçak yapılaşmaların yasallaştırılmasına yarayan bir imar düzenlemesine ve aynı şekilde sulak alan Yamansaz’da, Lara Kumullarında işgalleri koruyan, doğal zenginlik kaynaklarımızı, ortak alanlarımızı heba eden uygulamalara karşı çıkmışsa; 

aynı gerekçelerle Kırcami’nin imara açılması sürecinde de planlama ilkelerine aykırı gelişmelerde tutum alındığını düşünmemek duygusal bir yaklaşım olacaktır.


O nedenle bu alandaki düzenlemelerin gecikmesinin nedeni olarak meslek odalarını lanse etmek doğru bir saptama değildir. 

 

Kırcami bölgesi planlanması sürecine atfedilen “yılan hikayesi”, “kangren”, “kentin kara deliği” gibi nitelendirmelerin esas sorumlularının kabul edilmelidir ki ranttan daha fazla pay alma beklentisi ve bunu besleyen destekleyen siyasi/ekonomik tercihler olmuştur.                                                                                                                                              

 

BAHÇE ARASINDA KAYBOLMAK 


Kimi yerel yöneticilerin, karşı çıkılan olumsuzlukları bertaraf etmek veya birlikte çözüm geliştirmek yerine, meslek odalarını kamu çıkarlarına aykırı gördükleri planlara karşı dava açmamaya ikna etmek için çaba harcamayı tercih etmeleri bu sürecin uzamasının başlıca nedenleri arasında olduğunu görmemek mümkün değildir. 

 

Geçmişten bugüne mahkeme kararları da ortaya koymaktadır ki tartışılan konu öz olarak aynıdır. 

1- planlama ilkeleri ve üst ölçekli planlar dikkate alınmıyor,

2- Kent dinamikleri, uzmanlık kuruluşları, meslek odaları ile işbirliği içine girilmiyor.    

Denilebilir ki bu süreç, yerel yönetimlerin adeta plan hiyerarşisinin ve ilkelerinin etrafından dolanarak sonuç alma girişimleri ile bu gelişmelerin aksini savunmak durumunda bırakılanların mücadele alanı olarak halen devam etmektedir. 


Zira, iptal edilen planlarda ortaya çıktığı gibi, daha yoğun yapılaşmanın, korunması gereken verimli toprak ve su kaynaklarının daha az önemsenmesi sonucunu beraberinde getiriyor olması, bu tartışmanın sürmesine neden olmaktadır.    

İptal nedenlerini ortadan kaldırmak yerine hazırlanan her yeni plan kararlarında “Prestij Proje Alanı”, “0,41-0,80 Aralığında Emsalli Konut Yerleşme Alanı”, “0.80 emsalli Konut Yerleşme Alanı”, “Özel Planlama Alanı”, “Gelişme Konut Alanı” gibi farklı farklı nitelendirmelerle ama esas olarak yoğun yapılaşmalar esas alınmaktan vazgeçilmemiştir.   


Bu doğrultuda ve yargısal engelin ortadan kaldırılması adına, 2007 yılından itibaren ilkin Tarım ve Köy işleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının Kamu Yararı Kararına dayanarak planlama alanı için, “Tarım Dışı Amaçla Kullanılması Uygun” görüşü alınmıştır. 2012 yılında bu kez İl Toprak Koruma Kurulu tarafından Kırcami Bölgesi’nin tarım dışı amaçla kullanımına ilişkin uygunluk görüşü, 2013 yılında ise  Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca İçişleri Bakanlığına tekrar başvurularak “Kamu Yararı Kararı” ; aynı yıl Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı da planlama alanının “Tarım Dışı Amaçla Kullanılması” nı uygun bulan kararlar alınmıştır. 

Böylece İdare Mahkemelerinde iptal edilen planların yerine aynı nitelikte yeni plan düzenlemelerine dayanak yapılsın diye Merkezi Yönetim/Yerel Yönetim işbirliği sağlanmıştır.


2017 yılında Muratpaşa Belediyesi talebi ve Antalya Büyükşehir Belediyesi onayı ile Kuzey ve Güney Bölgesi olarak Kırcami’nin 2 Bölgesinde, yaklaşık % 40 zayiatla 18. Madde İmar Uygulaması yapılarak hak sahiplerine tapuları dağıtılmıştır.   


Gerçi tapu merasimi nedeniyle Büyükşehir Belediyesi Türel Yönetiminin Muratpaşa Belediyesini devre dışı bırakma hamleleri, bu alanda yürütülen “siyasi parsa kapma” çabalarında ibretlik bir örnek olarak kayda geçtiği; Muratpaşa Belediyesinin de planlama süreci henüz tamamlanmadan bu alanda inşaat ruhsatı vererek bir yandan da yargı üzerinde emrivaki yaratma beklentisi sonuç vermediği görülmüştür.  

Bu bölgenin ilk kentsel yerleşim planıyla başlayan tartışmalardan artık eser kalmamıştır.   
 

Yoğun bitki/ağaç dokusu, narenciye bahçeleri, seralar ve az katlı konut yapılarıyla birlikte sulama amaçlı bir ark sisteminin temel alınması ve buna uygun ana yol ağı sistemi ile düşük yoğunluk ve kullanımı esas alan yapılaşma/imar düzenlemesine yönelik planlama düşüncesi bile fantastik/nostaljik bulunur hale gelmiştir.   


Ancak yine de gerçek ile beklenti arasındaki açılan makas kentsel düzenlemelerde uyulması gereken esasları görmezden gelinmesini haklı kılmıyor. 

 

Israrla tekrarlanan toprak tükendi, tarım bitti. Bu alanın tarım dışı amaçlar için kullanılmasından başka seçenek yok yaklaşımını tek başına ele alarak hareket edilmesi mümkün görülmüyor.

Esas olan Bahçe Arasını, toprağını, suyunu kaybetmemektir. O nedenle bahçe arasında kaybolmadan yol alınmalıdır.    


 

KIRCAMİ PLANLAMASI YENİDEN ELE ALINMALIDIR

 

Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdare Dava Dairesinin kararında “….. 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında Antalya Merkez yerleşmesi ile havaalanı arasındaki Kırcami Bölgesinin kentsel gelişme alanı olarak belirlendiği, bu bölgeye ilişkin plan kararlarının, dava konusu edilen alanlara planla getirilen yerleşme alanları leke kararlarının, alanın doğal yapısı, gelişme yönü ve büyüklükleri, yer seçimi, alanların özelliği, yasal, yapay ve doğal eşikler, mevcut yerleşimler ve yerleşme alanlarının makraformu göz önünde bulundurularak Danıştay 6.Dairesince iptaline karar verildiği, dolayısıyla planların kademeli birlikteliği ilkesi gereğince üst ölçekli çevre düzeni planı esas alınarak planlama alanını kentsel yerleşime açan dava konusu nazım imar planlarının dayanaksız kaldığı anlaşıldığından Antalya ili Muratpaşa ilçesi Doğuyaka, Topçular, Mehmetçik, Güzeloluk, Zümrütova, Yeşilova, Kırcami, Alan Mahallelerinin tamamı ile Fener Çağlayan Mahallelerinin bir kısmını kapsayan bölgede yapılan dava konusu 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı revizyonlarında hukuka uyarlılık bulunmadığı” sonucuna ulaşılmıştır.

Bu durumda, öncelikle  1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı hazırlanmalı, kesinleşmeli ve buna göre 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı hazırlanmalı ve kesinleşmeli. Ve nihayet bunlara göre 1/1000 ölçekli uygulama imar planı hazırlanmalıdır. 

 
Bir kısım rötuşlarla tekrar Büyükşehir Belediyesine gönderilen 1/1000 ölçekli planın uyumsuzluk göstermemesi gereken 1/5000, 1/25000 ve 1/100000 ölçekli plan dayanakları bulunmamaktadır.  

 

Süreci tersinden işletmenin bir yararı olmadığı gibi, bu amaçla Büyükşehir Belediyesi ve Muratpaşa Belediyesinin kent dinamiklerinin de katılımlarını sağlayarak planlama ilkeleri/kamusal çıkarlar doğrultusunda ortak bir politika belirlemeleri kaçınılmaz görülmektedir.  

Kaldı ki mevcut onaya gönderilen 1/1000 ölçekli plan ile ilgili olarak da uzman çevrelerin itirazları ve eleştirileri bulunmaktadır ki bu planlama ilkeleri açısından hayati öneme sahiptirler. 


“… Kırcami Bölgesi, mevcut durumda da seraların ve konutların iç içe olduğu, dünyada çok az örneği olan bir kent dokusuna sahiptir.”
“..Mevcut planların biçimsel olduğu, Kırcami Bölgesinde yaşayanların sosyo-ekonomik ve demografik özellikleri iyice analiz edilmediği, beklentilerinin yeterince değerlendirilmediği,  2-3 katlı yapıların yer aldığı “Mevcut Yollar, Arıklar” ve dolayısı ile mevcut “Kentsel Teknik Altyapı” göz önüne alınmadan, hiçbir yapılaşma yokmuş gibi bomboş bir arazide ve parselasyon planı üzerinde gösterilerek hiçbir “fiziki veri” dikkate alınmamıştır. ” denilmektedir. 

 

Bu durum Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 4. Maddesine, kadastral durumun işlenmesi, onaylı halihazır haritalar üzerine plan hazırlanması gerektiği düzenlemesine aykırıdır.  


Bunun yanında “Kırcami Bölgesinin Plan Notlarında, Konutlara, Ticaret Alanlarına, Turizm Tesis Alanlarına 0.80 emsal, Kamusal Alanların tümüne 2.00 gibi “Çok Yüksek Yapılaşma Emsali” verilmiş bulunması, öncelikle nüfus ve yapılaşma bakımından kent sakinlerini bunaltıcı bir yoğunluk içinde bırakacak, kent sakinlerinin kamusal açık alanlardan mahrum kalmasına neden olacak niteliktedir.”
 

Planlanmış alanın % 40’ının kamu ortaklık payı ve sosyal donatı alanı olarak gösterilirken, söz konusu  kullanım alanları/zaiyat oranı küçültülürken, yapılaşmasının alabildiğine yoğunlaştırılmak istenmesi planlama ilkelerine çok açık bir aykırılıktır.   

40 – 36 metrelik yolların 18 metreye düşürülerek devam etmesi ulaşım planlaması açısından bir handikap oluşturduğu da açık bir konudur. 

Kaldı ki Büyülşehir Belediyesinde ulaşım master planın üzerinde çalışıldığı bu dönemde, tüm kentle entegre edilmeksizin bu bölgeye özel hazırlanan söz konusu yolların işlevsel olmayacağı, kamu kaynaklarının israfına neden olacağı da ayrı bir tartışma konusudur.

40 yılın sonunda bu bölge için öngörülen tarımsal karakteri korunacak yerleşim; kırsal nitelikli az katlı yapılaşma, narenciye ve özellikle sera kaplı tarım alanları ve arıkları ile korunacak verimli topraklar, yerini 12 katlı binalar, ticari fonksiyonlu kullanımlar ile yoğun nüfusa ve yapılaşmaya bırakacaktır.

Öngörülen yapılaşma ekolojik yapının sürekliliğini, halihazır veya gelişen teknoloji ile uyumlu seracılık faaliyetlerini ve ayrıca su kaynaklarının varlığını tehdit altında bırakmaktadır.    

Bu düzenleme ile 30-40 bin civarındaki mevcut nüfusunun 200 bin lere ulaşacağı tahmin edilmektedir ki, bu durum ve buna uygun alt yapı yatırımların neden olacağı kamusal maliyet, tüm kentlilere ve kente ciddi bir yük ve külfet nedeni olacaktır.  

Yargı kararlarının sonuçları başta olmak üzere, üst planların tamamlanması ve bunlara uygun uygulama planının hayata geçirilmesi zorunluluğu yanında; kent dinamiklerinin ve uzman çevrelerinin itirazları ve eleştirileri göz önüne alındığında onaylanması istenen 1/1000 ölçekli planın hak sahiplerinin ve kentsel düzenlemelere ilişkin kamusal çıkarlarının daha uzun süre sürüncemede kalmaması ve  toprak/beton tercihleri bakımından yeniden ele alınmasında sayısız yarar bulunmaktadır. 

 

 





 

 


-
Bültenimize Katılın